Sunday, November 3, 2013

Yosun

Aynaya baktım biraz önce. Gözlerimin altındaki yeşil renk dalgalarını inceledim. Biraz üzerine düşündüğümde gözlerimin altında yosundan bir orman yeşermekte olduğunu fark ettim ve hayır bu kez hüzünlenmedim.

Gözyaşı yosunu nemli havalarda yetişir .Uykusuzluk ve mutsuzluğun aynası olan göz altlarınıza ilk önce ufak , dehşetengiz mor tohumlar bırakır. Haftalar geçtikçe mor tohumlar açılır, serpilir, büyürler ve bir bakmışsınız dalga dalga büyüyen bir ormana dönüşmüşler. Bu kadar hüznün içerisinde, büyüyebilen bir orman zor bulunur. İşte ben o yüzden, her yerde yetişmeyen bu nadir ve değerli bitkiyi her gün sulamayı hiç ihmal etmiyorum.

Çok dipteyim.. Kendimi bırakıp burada bile dinlenmeyi bilmiyorum. Bu kadar derinde nefes almak bile zor gelirken, hayatta kalma içgüdüm o kadar baskın geliyor ki ,tırnaklarımı kanatırcasına tutunup tırmanmayı deniyorum ve her defasında daha sert düşüyorum. Her düştüğümde vücudumdan mı ruhumdan mı geldiğini bilmediğim kırılma sesleri duyuyorum. Aptal gibi yüzümün korkunç görüntüsünden bile orman yeşertmeye çalışıyorum. Belki bıraksam kendimi, zorlamasam daha fazla, öğrensem burada yaşamayı, iklimine, karanlığına, yosununa ,bitki örtüsüne alışsam yaşamaya devam etmenin bir yolunu bulurum. Biri ellerimi bağlasa mesela, her tırmanmaya çalıştığımda ayaklarımdan aşağıya çekse, bu aptal mücadeleme ve ilkel yaşama iç güdüme bir son verse belki kurtulurum.

Gözyaşı yosunu karanlık sever. Ben çıkışı ışıkta aramaktan vazgeçtim , karanlığa yürüyorum.

Olur da geri dönmeye çalışırsam, tut beni. 

Kim bilir, belki o zaman kurtulurum..



2 comments:

  1. yetişirse sende yetişir zaten o yosunlardan :)))
    canım çok beğendim bu yazını, harikasın...

    ReplyDelete